Destek vermek için yandaki menüden eklentimizi blogunuza eklermisiniz ?
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ocak 15, 2009

SEVGİYİ HAK EDECEK İNSANI BULMAK

Kadın her sabah olduğu gibi o gün de beyaz değneği ve el yordamı ile otobüse binmişti.


Şoför:

-Soldan üçüncü sıra boş hanımefendi, dedi.


Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi. Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti. Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti. Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu. Eşinin bu içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu. Bir an önce bir şeyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık dünyasında kayboluyordu. Bütün gün düşündü koca, nasıl yardim edebilirim güzeller güzeli eşime diye. Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi.
Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı.

Karısı dehşetle gözlerini açtı:
-Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı.

Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve akşamları da iş çıkışında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi. Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu. Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. Her sabah eşini işine bırakıyor ve aksamları da alıyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi, karısı eskisinden biraz daha iyiydi.
Fakat kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti.

Akşam karısına:
-Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi.

Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı. Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu. Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu. Günler günleri kovaladı, hiç bir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken,

Şoför:
- Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi.
Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan,

- neden diye sordu.
Şoför:
- Çünkü her sabah sizin arkanızdan genç bir deniz subayı otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karsısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor, dedi.

 

HERKESİN BU KADAR SEVMESİ VE SEVİLMESİ, HEPSİNDEN DE ÖNEMLİSİ BÖYLE BİR SEVGİYİ HAK EDECEK İNSANI BULMASI DİLEĞİYLE...

Devamını Oku...

Cumartesi, Ekim 06, 2007

TANRIYA MEKTUP

Amerika'da yasayan bir çocuk 100 dolara sahip olabilmek için günlerce, gecelerce dua eder. Sonunda paraya ulaşamayınca Tanrı'ya mektup yazmaya karar verir.Amerikan   Posta idaresi, üstünde adres olarak sadece "Tanrı, ABD" olan mektubu Amerika başkanına vermeye karar verir. Başkan Bush mektubu alınca çok hoşlanır, çok duygulanır fakat 100 dolar yerine 5 dolar koyar. 5 doların küçük bir çocuk için yeterli olacağını düşünür. Çocuk gerçekten de 5 dolara sahip olmakla tatmin olur ve Tanrı'ya teşekkür mektubu yazmaya koyulur: - "Sevgili Tanrım, parayı yolladığın için teşekkürler. Ama mektubu Beyaz Saray üzerinden yollamışsın ve tabii her zamanki gibi oradaki ibne de 95 dolarını kesip silah almış olmalı. Bana 5 dolar ulaştı. Yine de teşekkürler "

Devamını Oku...

Doktor ve Hasta Arasında Geçen Bir Diyalog

DOKTOR - neyiniz var ?
HASTA - kimsem yok. çok yalnızım doktor. öle yalnızım ki gölgem bile çıkmıyor.
DOKTOR - ben size nasıl yardım edeyim?
HASTA - grup terapisi verseniz? şöle kalabalık olanından .
DOKTOR - bana şikayetlerinizi tarif edin.
HASTA - hep yalnızım . çok sıkılıyorum. canım hiç bişey yapmak istemiyor .
DOKTOR - depresyonda mısınız?
HASTA - yok, girmeye üşendim.
DOKTOR - size bir doktor arkadaşımı tavsiye edicem.
HASTA - o da mı yalnız?
DOKTOR - hayır psikolojik yardım amacıyla..
HASTA - anladım. beni çift kişilikli yapabilir mi? böylece yalnız kalmam .
DOKTOR - hayır ama isterseniz sizi öldürünce toplu mezara gömebilir.
HASTA - sahi mi?
DOKTOR - hayır.
DOKTOR - anneniz hayatta mı?
HASTA - bu hayatta değil.
DOKTOR - peki annenizi hatırlıyor musunuz?
HASTA - hayır. tek hatırladığım bana 'seni leylekler getirdi' derdi.
DOKTOR - bu normal. her çocuğa böyle derler.
HASTA - ama beni leylekler geri getirmiş.
DOKTOR - ailenizden görüştüğünüz birileri var mı? babanız, kardeşleriniz, teyzeleriniz?
HASTA - hepsi ben küçükken bir trafik kazasında ölmüş.
DOKTOR - bütün sülaleniz bir trafik kazasında mı ölmüş?
HASTA - evet. bizde murat 124 vardı. onların arkası nasıl geniştir bilirsiniz. herkes binmiş. sonra arabayı kullanan babam karşıdan hızla gelen elektrik direğini görmeyince kaza olmuş.
DOKTOR - anneniz de bu kazada mı ölmüş?
HASTA - hayır arabada yer olmadığı için o arkadan koşuyormuş. kazayı görünce kalpten ölmüş.
DOKTOR - anladım .
DOKTOR - çocukluğunuzdan bahsedelim biraz. hiç arkadaşınız var mıydı?
HASTA - vardı. sık sık telefonla konuşurduk. beni yeniden dinlemek için 9 a bas derdi. bütün gün konuşurduk. sonra evdekiler çok telefon parası geliyor diye onu aramamı yasakladı.
DOKTOR - evdekiler? onlar kimdi?
HASTA - bilmiyorum. karşı komşu işte.
DOKTOR - şimdi hiç arkadaşınız var mı?
HASTA - bana göre mi onlara göre mi?
DOKTOR - tamam bu soruyu geçelim.. hiç sevgiliniz oldu mu?
HASTA - önceki hayatımdakiler sayılır mı?
DOKTOR - tamam bunu da geçelim.
DOKTOR - büyük bir travma atlatmışsınız. böle travmaların en iyi ilacı zamandır.
HASTA - bende o ilacın yan etkileri oluyor.
DOKTOR - o zaman yeni arkadaşlar edinmeyi deneseniz? mesela bir sosyal çevreye girmeyi deneyin.
HASTA - AB beni kabul etmedi.
DOKTOR - daha kolay girilebilecek sosyal çevreleri deneseniz?
HASTA - birleşmiş milletler gibi mi mesela
DOKTOR - mahalledeki gençlerin grubuna katılın mesela..
HASTA - ben kalabalık içinde kendimi daha yalnız hissediyorum ama.
DOKTOR - hımm…..
DOKTOR - o zaman geriye tek bir çare kalıyor.
HASTA - neymiş doktor?
DOKTOR - ben size en kısa zamanda bir trafik kazası ayarlamaya çalışacağım.

 

Not : Bu hikayeyi genç bir öğretmen adayı kardeşim (Sibel OĞUZ) e-postama göndermiş beğeneceğinizi umarım.

Devamını Oku...

Çarşamba, Mayıs 16, 2007

DOST

Dost !.
Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'

Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...

Devam eder durur konuşma...
Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...

Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.

Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.

Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.
O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,

Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; 'haklıymışsın baba' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayır Evlat' der,
"benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona."

Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna.
Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.

Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...'

Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız
Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'!

Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı..
.Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde
Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...

Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmalı;
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalı...

Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı..
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...
Mevlâna
( Suna: "bu hikayeyi, cok kez degisik yerlerde okudum; ama su an aldigim adres burasi" )

Devamını Oku...

Pazar, Mayıs 13, 2007

BALIKCI

Balıkçı

Amerikalı zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika kıyı kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar,


- “Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı ?

Balıkçı, tümünü bir-iki saate yakaladığını söyler.

İşadamı bu kez, niçin daha uzun süre kalıp daha fazla balık yakalamadığını sorar.Balıkçı, ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini söyler.Amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasıl geçirdiğini sorar.


Balıkçı anlatır..., - “Geç vakit yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra çocuklarımla oynarım,öğlende de karım Maria ile biraz siesta yaparım.Akşamları, amigolarla beraber gitar çalıp şarap içeriz, eğleniriz. Dolu ve meşgul bir yaşantım var senyör .”


Amerikalı gerinerek, - “Benim Harvard'dan MBA'm var ve sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile çalışmalısın.Bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede bir balıkçı filosuna sahip olursun.Böylelikle, yakaladığın balığı aracılara değil doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçılık sektöründe bir numara olursun.”

Ve Amerikalı devam eder, - “Tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasını terk edip MexicoCity'ye , daha sonra Los Angeles'e ve en sonunda holdingini genişletebileceğin NewYork'a yerleşirsin.”

Balıkçı düşünceli vaziyette sorar;- “Peki senyör , bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır ?”

Amerikalı yanıtlar, - “15-20 yıl kadar”


- “Peki bundan sonra senyör ?” diye sorar balıkçı.

Amerikalı güler, - “Şimdi anlatacağım en iyi tarafı! Zamanı geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! Kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın!”

- “Milyonlar?” der Meksikalı,

- “ Eee ... sonra senyör ?”

Amerikalı, - “Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk için biraz balık tutarsın, çocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur, akşamlarıda arkadaşlarınla şarap içip, gitar çalarsın. Nasıl, mükemmel değil mi?”

“ Senyör zaten ben karımla ve çocuğumla böyle bir hayat yasıyorum neden böyle bir hayat için 20 sene bekliyeyim.”

S.Deniz Tukman'dan



Devamını Oku...