Destek vermek için yandaki menüden eklentimizi blogunuza eklermisiniz ?

Cuma, Mayıs 18, 2007

yeni üniversitelerimiz ve Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi hayırlı olsun.

Genel Kurulda tasarının, Karaman, Ağrı, Sinop, Siirt, Nevşehir, Karabük, Kilis, Çankırı, Artvin, Bilecik, Bitlis, Kırklareli, Osmaniye, Bingöl, Muş, Mardin ve Batman'da üniversite kurulmasını öngören 7. maddesi kabul edildi. TBMM Başkanvekili Yılmaz Ateş, çalışma süresinin tamamlanması üzerine yarın saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.

Aralarında Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi'nin de bulunduğu 17 ilde üniversite kurulması teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesinin ardından Karaman'da adeta bayram havası esti.

Karaman Belediyesi sık sık belediye hoparlöründen anons ederek üniversitenin kurulduğunu halka duyurdu. İlçe ve belde belediyeleri ile sivil toplum kuruluşları da şehrin dört bir tarafına astırdıkları pankartlarla bu sevince ortak oldular.

http://www.larende.com/site/page.asp?dsy_id=46603



 

Devamını Oku...

Cochineal böcekleri

- mail olarak bana ulaştı, yorumsuz yayınlıyorum -

Forum GrafikCochineal; Kanarya adalarında ve Meksikada yaşayan bir böcektir. Doğal ortamında çoğaldığı gibi kültürel olarak da yetiştirilmektedir..

Forum Grafik Forum Grafik Kaktüs bitkisine kene gibi yapışarak hayatını sürdürür..
Forum Grafik Bir Cochineal böceği tarlası...
Bu böcekler ve larvaları Meksikalı köylüler tarafından toplanır..
Forum Grafik Pazarlama aşamasındaki cochineal..
Forum Grafik Cochineal kurutulmuş hali..

Forum Grafik
Köylüler kendi ihtiyaçları için Azteklerden kalma klasik yöntemlerle böceğin özütünden dünyanın en güzel renklerinden biri olan "carmine"i üretirler..
Forum Grafik
Aztekler ve latinler böcekten elde edilen bu boyayı ip boyamada kullanırlar..

Forum Grafik Carmine pigmenti..
Aslında bu böceğe ve renge yabancı sayılmayız.Pek aşinayız...Susadıkça aç bir cola...İster coca cola ister cola turka..
Önce Hindistan yüksek mahkemesi coca-colanın sağlığa zaralı olduğu gerekçesi ile yasaklanması yönünde bir adım attı. Arkasından Letonyada ilköğretim okullarında coca cola ve pepsi yasaklandı. Geçenlerde Ukrayna'da bazı okullarda ve ingilterede bir okulda yasaklandı. Yakın zamanda İstanbul gösteri sanatları merkezi'nde yasaklandı..
Tevrat ve Talmut'ta geçtiği gibi domuz ve böcekler ile onlardan elde edilen gıdalar yahudiler için de haramdır..

Devamını Oku...

Çarşamba, Mayıs 16, 2007

DOST

Dost !.
Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'

Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...

Devam eder durur konuşma...
Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...

Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.

Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.

Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.
O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,

Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; 'haklıymışsın baba' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayır Evlat' der,
"benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona."

Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna.
Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.

Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...'

Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız
Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'!

Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı..
.Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde
Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...

Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmalı;
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalı...

Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı..
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...
Mevlâna
( Suna: "bu hikayeyi, cok kez degisik yerlerde okudum; ama su an aldigim adres burasi" )

Devamını Oku...

Salı, Mayıs 15, 2007

Gönlü Genç Siviller De Rahatsız!




Ekleyen Birsen Şahin

Devamını Oku...

Pazartesi, Mayıs 14, 2007

Kayseri Fıkrası

Kayseri'de yol çalışması yapılıyormuş.Köylüler eşşeğin birini salıp,geçtiği yere yol yapıyorlarmış.Oradan geçen Fransız mühendis merak etmiş.''Ne yapıyorsunuz?'' diye...Köylüler prosedürü anlatınca Fransız mühendis yerlere yatmı gülmekten,alay ederek.''Peki eşşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?''diye sormuş.''O zaman Fransa'dan mühendis getiriyoruz!''demişler.
Kaynak:Benim Blog

Devamını Oku...

Pazar, Mayıs 13, 2007

BALIKCI

Balıkçı

Amerikalı zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika kıyı kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar,


- “Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı ?

Balıkçı, tümünü bir-iki saate yakaladığını söyler.

İşadamı bu kez, niçin daha uzun süre kalıp daha fazla balık yakalamadığını sorar.Balıkçı, ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini söyler.Amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasıl geçirdiğini sorar.


Balıkçı anlatır..., - “Geç vakit yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra çocuklarımla oynarım,öğlende de karım Maria ile biraz siesta yaparım.Akşamları, amigolarla beraber gitar çalıp şarap içeriz, eğleniriz. Dolu ve meşgul bir yaşantım var senyör .”


Amerikalı gerinerek, - “Benim Harvard'dan MBA'm var ve sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile çalışmalısın.Bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede bir balıkçı filosuna sahip olursun.Böylelikle, yakaladığın balığı aracılara değil doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçılık sektöründe bir numara olursun.”

Ve Amerikalı devam eder, - “Tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasını terk edip MexicoCity'ye , daha sonra Los Angeles'e ve en sonunda holdingini genişletebileceğin NewYork'a yerleşirsin.”

Balıkçı düşünceli vaziyette sorar;- “Peki senyör , bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır ?”

Amerikalı yanıtlar, - “15-20 yıl kadar”


- “Peki bundan sonra senyör ?” diye sorar balıkçı.

Amerikalı güler, - “Şimdi anlatacağım en iyi tarafı! Zamanı geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! Kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın!”

- “Milyonlar?” der Meksikalı,

- “ Eee ... sonra senyör ?”

Amerikalı, - “Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk için biraz balık tutarsın, çocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur, akşamlarıda arkadaşlarınla şarap içip, gitar çalarsın. Nasıl, mükemmel değil mi?”

“ Senyör zaten ben karımla ve çocuğumla böyle bir hayat yasıyorum neden böyle bir hayat için 20 sene bekliyeyim.”

S.Deniz Tukman'dan



Devamını Oku...

Perşembe, Mayıs 10, 2007

BAHARA ÖVGÜ


Gözüm yollarda kalmıştı, nerelerde kalmıştın bahar? Ruhumuma heyecanın yanında getirdiğin dinginliği de özlemiştim. Kışın soğuğundan, ayazından ve ruhumuza verdiği hüzünden kurtardın. Aylardır öyle yorgun düşmüştüm kü hüzünlerden ve sorunlardan.. Gelişinle birlikte sorunlar geçmemesine hatta katlamasına rağmen tüm sıkıntılarım uçup gitti. Bir kabullenme, bir dinginlik geldi gönlüme.
Kendimi dışarı atar oldum gelişinle. Duvarlar üstüme geliyor güneş parlarken dışarıda. Parklara, bahçelere atar oldum kendimi. Doğa canlanıken gönlüm de canlandı yeniden. Nasıl severim bir bilsen toprağı... Çiçeklerin uyanışını, ağaçların canlanmasını nasıl severim...
Her bahar aşık olabilirdim sevdiğimi bulmuş olmasam. Ve her bahar kararlar alırım, yeni projeler yaparım, hayaller kurarım. Kış gelmeden hepsini gerçekleştirmek için mücadeleye başladım bile. Yoksa soğuk uyuşturur içimi vazgeçebilirim hayallerimden.
Mücadele gücümü artıran sevgili bahar... Dünyaya gözlerimi açtığım mevsim.. Sana olan sevgim ve tutkumu kelimeler bile yetmez anlatmaya. Sadece ben bilirim, bu da bana yeter....

Devamını Oku...